Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

DİN İLİM MÜNASEBETLERİ

  Din-ilim münasebetinin anlaşılması, zamanlara ve şartlara göre farklılıklar arzediyor. Hicri ilk 5 asırda gücünü Kur'an'dan alan bir sevk ile ilimlerde bir patlama oldu. Bu sayede İslami ilimler teşekkül etti ve İslam dininin getirdiği gerçekler ciddi bir hassasiyetle ele alınıp tetkikedildi. Bununla beraber pozitif bilimler de bu ilimlerin yanında mütalaa edildi. Bu ilimlerde de Kur'an sayesinde bir patlama yaşanmıştır. Kur'an'ın bir çok ayetinde teşvik edilen kainatın gezilmesi,incelenmesi ve 700'den fazla ayette düşünmeyi ve aklını kullanmayı adeta şartlandırırcasına tekrar etmesi ve aynı zamanda dini bir meseleyi anlatırken zamanla ve her devrin kendi ilmi verilerine göre birşeyler bulunabilecek ipuçlarıyla bizleri hep ilme
yönlendirmesi bu hususta bir kaç misal. Ama o daima dengeli olmuş kendine bir fizik, kimya ve astronomi kitabı dedirtmemiş; asıl gayesinin insanları cennete yönlendirmek olduğunu, ilmin ise Allah'ın ilim sıfatından geldiğini
ve ancak yine O'na ulaştıracak bir vasıta olması gerektiği hususunu hep vurgulamıştır.

  Bu zaviyeden bakıldığında İslam Tarihi adeta ilimler tarihi gibi görünmektedir. Nitekim buna dair hem batıda hem doğuda yazılmış ilimler tarihi kitaplarına bakıldığında bunlar çok rahat görülebilir. O açıdan dinin -ki bu din İlahi hüviyetini bugüne kadar koruyan İslam dinidir- ilimle çatışmasını düşünmek akılla çatışmak gibi bir şeydir.

  Fakat farklı bir zaviyeden bakıldığında -ki bu zaviye rönasansınıgerçekleştirmiş, ilimlerde ciddi ilerleme kaydetmiş batı zaviyesidir-mesele çok farklıdır. Çünkü onların tarihinde din deyince akla ilk gelen Hıristiyanlıktır. Ve bu dinden elde ettikleri uzun tecrübe, onların dine bakış açılarını belli bir noktaya sabitlemiştir. Batının bugün insan hakları, demokrasi v.s. istekleri, onun bu hususlarda çektiği ciddi bir sıkıntının göstergesidir. Orta Çağ'da yaşanan hadiselerin böyle bir batı
medeniyetini ortaya çıkarması gayet normaldir. Ama bu çıkış zaruri bir çıkıştır, reaksiyoner bir çıkıştır ve sağlam temeller üzerine oturmamaktadır.

  Evet bu ikinci zaviye, İncil için kurulan mahkemede Kur'an'ıasmaktadır. İncil, batılı bilim adamları tarafından teşrih masasına yatırılmış ve yapılan kritikler neticesinde hakkındaki hüküm de bellidir.Ama Kur'an'a gelince durum hiç de öyle değildir. Kur'an'ın talihsizliği ise ona inananların, kendilerinden pek çok defa istediği düşünme ve araştırma melekesini kaybetmeleri ve bunun neticesinde kainatı tanıyamamalarıdır. Batı ise bunu belli bir düşünceye reaksiyon olarak gerçekleştirmiş ve hislerinin sevki, şartların da müsaadesiyle alternatifsiz olarak varlığın altından girip üstünden çıkmış ve kainat kitabını okumaya yeltenmiştir.

  Ümitler kuşağında yaşayanlar olarak temennimiz, hangi saikle olursa olsun kainatı ilimler diliyle tetkike yeltenen batıya, herşeyi her yönüyle bilen Allah'ın kitabı Kur'an'ın yönlendiriciliği ve ufuk açıcılığıyla el uzatmak, tamamen maddeye yönelmiş bakışlarını manaya da yönlendirerek ilimlerin inkişafını hızlandırmaktır.

01.03.2004