ISLAM
DİNİMİZDE HOŞ GÖRÜ VE İNSAN SEVGİSİ:
İnsan,insan içinde doğar,insan içinde büyür ve her zaman insanlarla
birlikte yaşar.Bu,onun tabiatının gereğidir.Mademki diğer insanlarla birlikte
bulunmak,yaşamak zorundayız;bir başka deyişle,mademki hayatımızı yalnız başımıza
değil toplum içinde sürdürmeye mecburuz,öyleyse etrafımızdakilerle
anlaşmak,onlarla iyi geçinmek,iyi ilişkiler içinde bulunmak,onların haklarına
saygılı olmak zorundayız.Bu, dünyada huzurlu ve mutlu yaşamanın en başta gelen
şartıdır.Önce anamız,babamız ve yakın çevremizle,daha sonra komşularımızla ve
arkadaşlarımızla,aile yuvası kurunca eşimizle,çocuklarımızla ve diğer
insanlarla,hayatımızın sonuna kadar ilişkilerimiz sürüp gider.Hayatın tatlı ve
acı olaylarıyla,günlerimiz bazen neşe ve sevinçle aydınlanır,bazen de elem ve
kederle kapkaranlık olur.
Her insanın düşünce ve davranışları farklıdır.Bu gerçeği bilirsek onlara
karşı düşünce ve davranışlarımızda daha ölçülü ve müsahamalı oluruz.Aile ve iş
hayatımızda beraber ve devamlı ilişkide bulunduğumuz kimselere karşı,anlayışlı
ve hoşgörü içinde bulunmamız,sevilip sayılmamız,
Karşılıklı güven duygularımızın güçlenmesine sebep olur.Evinde
eşine,çocuklarına;iş yerinde arkadaşlarına;oturduğu evde veya köyde
komşularına;sokakta ilişki kurduğu diğer insanlara karşı anlayışlı ve hoşgörü
ile davranmayan kimseler,kendileri de huzursuz ve mutsuz olurlar.
Hayatımızın her safhasında,her zaman,geniş bir sabıra ve anlayışa
ihtiyacımız vardır.Çünkü. olaylar hemen hemen hiçbir zaman istediğimiz ve
sevdiğimiz doğrultuda gelişmez.çeşitli terslikler,sıkıntılar ve ızdıraplar bizi
hayli tedirgin eder ,üzer.Canımızı sıkan bir olay karşısında göstereceğimiz öfke
ve hırçınlık işlerimizi daha da zorlaştırır.Canımızın yanmasına,hatta başımıza
büyük felaketlerin gelmesine yol açar.Olayları anlayış ve hoş görü ile
karşılamamız,işlerin düzelmesini belki hemen sağlayamayabilir;fakat en azından
sıkıntılarımızın çoğalmasını önler.Yüce Mevla,Kur'an-ı Kerim'de,gerçek
mü'minleri överken;"Öfkelerini yenenler,insanların kusurlarını
bağışlayanlar"diye vasıflandırmış,insanlarla olan ilişkilerinde nasıl
davranacaklarını onlara öğretmiştir.
Hoşgörü ve anlayış,karşılaştığımız her türlü kötülüğe,ve haksızlığa ve
kabalığa göz yummak değildir.Kasıtlı ve kötü niyetle yapılan
davranışla,yaratılış ve bilgisizlik neticesinde ortaya çıkan davranışları
birbirinden ayırmak gerekir.Burada bize yol gösteren önemli ışık sevgidir.Bu
dünyada -
Cenab-ı Hakk'tan sonra sevgiye en layık varlık,mahlükatın en şereflisi
olan insandır."Habibullah"Yani Allah'ın sevgilisi vasfı, alemlere rahmet olarak
gönderilen Hz.Muhammed(s.a.s.)'e verilmiştir.Gönlü insan sevgisiyle dolu olgun
insanlar,hatalı bir davranışın bilgisizlikten mi,yoksa kasıtlı mı olduğunu hemen
anlarlar.Enes bin Malik:"On yıl müddetleRasül-ü Ekrem'in hizmetinde bulundumBana
bir defa bile "öf"dediğini uyumadım"buyuruyor.Beşer olarak Hz.Enes de belki ufak
tefek bir Takım hatalar yapmıştır.Fakat onu yakından tanıyan ve seven Allah
Rasülü,her seferinde anlayış ve Hoş görüile karşılamış,hiçbir zaman kendisini
incitecek bir davranışta bulunmamştır.
Sevgili Peygamberimiz Uhud harbinde,hatalı davranışlarıyla büyük bir faciaya
sebep olan arkadaşlarını bağışlamış,onun bu anlayışı ve hoş görüşü Kur'an-ı
Kerim'de:"O vakit Sen Allah'tan gelen bir bağışlama ile onlara yumuşak
davrandın.Eğer kaba,katı yürekli olsaydın,onlar etrafından dağılıp gitmiş
olurlardı."buyrulmuş ve övülmüştür.Yine Uhud harbinde;kendisine okla,taşla
saldıranların bu çılgınlıkları arşısında,öfkeleneceği yerde,onlara
acımış."Allah'ım,kavmime doğru yolu göster!Onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar,
"buyurarak, insanlığa nasıl bir müsamaha ve büyük bir şefkatle baktığını
göstermiştir.
Müslümanlar , kendi dindaşları şöyle dursun,başka dinlerden ve ırklardan
olanlara karşı daTarihte görülmedikbir anlayış ve adalet örneği
vermişlerdir.Avrupa hıristiyan alemi,asırlarca taassup Ve katılığın etkisiyle
kendi inançlarından olmayanlara karşı,akla-hayale gelmeyen zulüm ve işkenceler
Yapmışlar,aralarında yıllarca süren mezhep harplerini devam ettirmişlerdir.Tarih
şahittir ki,Avrupalı- Lar,aralarında bir tek Müslüma'nın yaşamasına müsamaha
etmediler.Özellikle Müslümanlardan aldıkLarı ülke ahalisine,hemen Hıristiyan
olmalarını,aksi takdirde ya ölüm veya göçü seçmelerini söylediLer.Halbuki İslam
Aleminde yaşayan gayr-i müslim cemaatler,asırlarca müslümanlarla yanyana,eşit Ve
hür bir hava teneffüs ederek yaşadılar.Herhangi bir zulüm ve işkenceye maruz
bırakmadılar.Müslümanlar hoşgörüyü,böylece sözle değil,davranışlarıyla bütün
dünyaya gösterdiler.Milletimizin dün olduğu gibi bugün de böyle bir olgunluk
içinde bulunduğuna inanıyoruz.(1)Al-i İmran 159.
SORU , GÖRÜŞLERİNİZ VE KATKILARINIZ İÇİN E-MAIL VEYA ZİYARETÇİ DEFTERİ'NE MESAJ BIRAKABİLİRSİNİZ...
SAYFA TASARIMI ERKANonline'a AİTTİR. 2004©
ERKANonline WAP SİTEMİZ: http://tagtag.com/erkanwap